Flash
 
21 Mayıs 2012, Pazartesi
Seri İlan
Kategori: Cenaze İlanları
Program Arşivi

Gösterim: 839

Gösterim: 946
Terme Hava Durumu

SAMSUN

Şans Oyunları

 

Döviz Kurları
Altın Fiyatları

 




 
 
  Ana Sayfa        Sağlık
Kurbanda Sağlığa Dikkat
Kurban Bayramı geldi. Kurbanın kesilip eve getirilmesinden sonra başlayan kavurmanın, ocakta pişen sarmaya karışan kokusu burnumuza gelmeye başladı bile. Özellikle ev hanımlarını zengin bayram sofraları hazırlama telaşı da sardı. Mutluluk veren bu telaşa bir de evde diyet yapması gerekenleri nasıl kontrol edeceğiniz endişesi eklendiyse işiniz gerçekten çok zor... Diyet zorunluluğu olanların bayram psikolojisini ve bu konuda ailelere düşen görevleri Hisar Intercontinental Hospital Psikoloğu Gülşah YAHŞİ ile konuştuk. Günlük hayatta diyeti nedeniyle zorluklarla karşılaşan kişinin, bayram günlerinde daha da zorlandığını dile getiren Yahşi; ‘Bayramlarda yiyip içtiğimiz şeylerin çerçevesini kültürümüzden gelen gelenek ve görenekler belirler. Kurban Bayramı denince de gözümüzün önüne gelen görüntüler; kavurmanın pişmesi, baklavaların sunulması, kalabalık masalarda eş dost akraba ile yemekler yenilmesi, herkesin bir arada olması… Bu yoğun ve renkli tablonun içinde diyet zorunluluğu olan kişiler üzüntü, kızgınlık, çaresizlik, yalnızlık, güçsüzlük, kontrolsüzlük, kendine güvenin yitirilmesi, kendine olan inancın zedelenmesi gibi duyguları bir arada yaşayabilir. Bu durumun üstesinden gelmek için öncelikle diyet zorunluluğu olan kişilerin karşılaşacakları zorlukların farkında olması ve günlük yaşamda bile çevrelerini, sosyal hayatlarını düzenlerken diyetlerine göre hareket etmeleri gerekir. Bayram öncesi kişide içsel bir sıkıntı başlayabilir. Bayram harici günlerde bile zorlanıyorken bayram döneminde yeme ile olan iletişiminin seviyesini nasıl koruyabilir? Ya biraz baklava yemek isterse? Ya fazla kaçırırsa? Bu tedirginlikler ortaya çıktığında kişi gerekli desteği göremez ve motivasyonunu sabit tutacak ve güçlendirecek bir kişi ya da bir şey (kendine olan inancının sembolize ettiği nesneler olabilir) bulamazsa, direncini yitirebilir ve korktuğu şeyle yüz yüze gelebilir.' dedi. Bu dönemleri atlatmak için kişinin diyetisyeninden ya da klinik psikologtan destek alması gerektiğinin altını çizen Yahşi, ‘Etkili olabilecek çözüm, kişilerin duygularını kendilerine yakın hissettikleri kişilerle paylaşmasıdır. Onlardan manevi anlamda destek olmalarını isteyebilirler. Yiyecekle olan mesafesini ayarlamada çevresindeki insanların duyarlılığı, bu problemi aşmada kişiye yardım eder. Kişi şunu unutmamalıdır. Bayram bir süreçtir. Kişinin diyet programıyla beraber hedeflediği bir şey vardır. O hedef unutulmamalıdır. Bayramda diyet dışı tutumlar sergilerse kişi sonrasında ‘kendimi kontrol edemedim, işte yine başa döndüm, güçsüzüm, zayıf bir kişiliğim var' gibi düşünüp, düzeltmek için uğraştığı bozuk yeme davranışından kurtulamaz ve yanında bu sefer, depresyon gibi başka psikolojik sıkıntıları da oluşabilir. Bu nedenle diyet yapan ve diyete yardımcı olan kişiler bayramdan önce diyetisyen ile neyi ne kadar yiyebileceği, limitleri aşarsa ne yapması gerektiği konuşulmalıdır. Hiçbir diyet çok yasakçı değildir. Bu arada ikili ilişkilerini bozmasın veya keyfi kaçmasın diye ikramlara hayır diyememe gibi bir sorun varsa psikologla birlikte diyet tedavisi devam edebilir.' diye konuştu.
04 Kasim 2011, Çarşamba  15:47 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kurban bayramında kesilen kurbanların sağlıklı olması, kurbanlık hayvanların işinin ehli kişilerce kesilmesi, etlerin uygun koşullarda saklanması sadece kurban bayramını rahat geçirmeniz için değil; sağlığınızı tehlikeye atmamanız için de çok önemli…

 

 

Hisar Intercontinental Hospital Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Gözüküçük’le Kurban Bayramı’nda sağlıklı et tüketiminin önemini konuştuk.

 

Kurban olarak kesilen hayvanların sağlıklı olmasının tek başına yeterli olmadığı ve et ürünlerinin bakterilerin çoğalmaları için son derece uygun bir ortam olma özelliği taşıdığının altını çizen Gözüküçük, ‘Bir bakteriden uygun koşullarda 12 saatte 16 milyar bakteri ürer. Bu durum hafif bir bakteri yüküne sahip bir etin iyi muhafaza edilmediği takdirde bir gece sonra insan sağlığı açısından ne derece büyük bir tehlikeye dönüşebileceği konusunda fikir verebilir. Bu nedenle, hastalık yapan ve bozulmaya neden olan mikroorganizmaların ete bulaşmasının önlenmesi, ette mevcut mikroorganizma sayısını azaltmak veya kabul edilebilir bir seviyeye indirmek ve mikroorganizmaların üreyerek toksin salgılamalarını engellemek için kesim, yüzüm ve eti parçalama işlemlerinin serin yerlerde yapılması son derece önemlidir.’ açıklamasında bulundu. Etin kesildikten sonra uygun koşullarda saklanmaması durumunda gıda zehirlenmelerine davetiye çıkardığını belirten Gözüküçük; ‘Gıda zehirlenmesi genellikle hafif geçirilmekle birlikte bazen ölümcül de olabilen yaygın bir hastalıktır. Kişi bakteriler veya toksinlerle kontamine olmuş yiyecek veya içecekleri tükettiğinde meydana gelir. Bazı bakteriler gerekli nem, beslenme, sıcaklık ve zaman koşulları oluştuğunda milyonlarca üreyebilirler. Enfeksiyona yol açan en yaygın bakteri türleri Kampilobakter, E. Koli ve salmonelladır. En yaygın görülen belirtiler ise sindirim yolunun (mide ve bağırsak) enflamasyonundan kaynaklanan kusma, karın ağrısı ve ishaldir. Sebebe bağlı olarak, belirtiler dâhilinde ateş ve üşüme, kanlı dışkılama, dehidrasyon (bedenin çok fazla sıvı kaybetmesi) kas ağrıları, halsizlik ve bitkinlik de sayılabilir.’ diye konuştu.

 

Sakatatlar Gelişigüzel Ortalığa Bırakılmamalıdır!


 Çevre sağlığı yönünden kesimi takiben ortaya çıkan kan, mide ve bağırsak içeriği önemlidir. Bunların gelişi güzel bir şekilde etrafa atılmaması, akarsulara dökülmemesi, hastalık taşıyan diğer iç organların (karaciğer ve akciğer gibi) köpek ve kedilere verilmemesi gerekir. Bütün bunlar usulüne uygun bir şekilde imha edilmeli veya derin çukurlara gömülmelidir.



Kaynak :
Bu haber 269 kez okunmuştur.
Besinlere Renk, Koku ve Tat Vermek İçin Kullanılan Katkı Maddelerinin Astıma Neden Olabileceğini Biliyor muydunuz?
Anneannelerimizin Yaptığı Yoğurtların Laktoz İntoleransına Deva Olduğunu Biliyor muydunuz?
 
Yeni Sayfa 1
         
 

 

 
         
     
         
     
 

 

 

GAZİ, ŞEHİT ve MALÜL HABERLERİ

 

 
Haber  Blog Video Foto İlanlar

Üye Girişi

Röportaj
M. Yusuf Kandehlevî, Hayâ-tüs-Sahâbe isimli eserinin 4. cildinde çok ilginç bir hâdiseden bahsediyor. Hz. Ebûbekir'in, hilâfet yıllarında Bizans İmparator'unu İslam'a davet etmek için gönderdiği iki elçi, Bizans Sarayı'nda gördükleri Peygamber resimlerini Medine'ye döndüklerinde bütün tafsilâtıyla Halîfe Ebûbekir'e anlatırlar. İşte bu hâdisenin teferruâtı:
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Yeni Sayfa 1

TermeHaber Sitesi

TermeHaber.Com Karikatür Servisi
Reklam   l  İletişim   l   Künye   l   Gizlilik İlkeleri  l   Günün Haberleri   l   NOSTALJİ   l   Forum   l   Başkana Mesaj  l   RSS