|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
21 Mayıs 2012, Pazartesi
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
![]() Seri İlan
![]() Program Arşivi
![]() Foto Galeri
İzlenme: 285
![]() İzlenme: 7996
![]() İzlenme: 11382
![]() İzlenme: 10443
![]() Terme Hava Durumu
![]() Şans Oyunları
![]() ![]()
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
O'nu Anlamak ve O'nunla Yaşamak
Atatürk dün de büyüktü, bugün de büyüktür, yarın da büyük kalacaktır…”Zaten, Türkiye üzerine oynayanların ve iştirakçilerinin bir türlü anlayıp ve çözemedikleri de budur… O toplumun yüreğinde, beyninde ve damarlarında yaşıyor…
10 Kasim 2011, Perşembe 10:37
Atatürk dün de büyüktü, bugün de büyüktür, yarın da büyük
kalacaktır…”Zaten, Türkiye üzerine oynayanların ve iştirakçilerinin bir
türlü anlayıp ve çözemedikleri de budur… O toplumun yüreğinde, beyninde
ve damarlarında yaşıyor…
Devrimin ilk yıllarını vicdansızca “faşizm”, “diktatörlük” olarak nitelendiren aymazlar “ileri demokrasilerinin” kepazeliklerinden hiç utanmıyorlar. Türkiye, demokrasi endeksi araştırmasında 165 ülke arasında 89ncu sırada. Tanzanya, Filistin, Uganda, Zambiya, Senegal, Pakistan, Haiti
gibi ülkelerle aynı hizadayız. Sivil özgürlükler sıralamasında 133ncü
sıradaki Türkiye, Kazakistan’ın gerisinde…(1) Aymazlar bu durumdan hiç
rahatsız değiller ve konumlarını borçlu oldukları Gaziyi anlayabilmek
için en küçük bir çabaları bile yok. O’nu anlayabilmek için en az
duygular kadar bilime, bilgiye, bilimsel namusa ve nesnelliğe ihtiyaç
var. Şimdi de, O’nun en ciddi, hatırı sayılır muhaliflerinden Zekeriya Sertel‘i dinleyelim. 1977 yılında yayınlanan “Hatırladıklarım“ kitabından: “Atatürk’ün ölümü geniş halk yığınları arasında derin bir keder yaratmış, memleketin yüreği durmuştu. Halkın Atatürk’ü ne kadar çok sevdiği şimdi daha iyi belli oluyordu. Eşimle birlikte töreni daha iyi görebilmek için Yeni Cami minarelerinden birinin şerefesine çıkmıştık. Tabutun arkasından tekbir sesleri, ilahiler ve hıçkırıklar yükseliyordu. Bütün millet ağlıyordu. Bu hazin manzarayı seyrederken Atatürk’ün son 15 yıllık hayatı bir sinema filmi gibi gözlerimin önünden geçti. O vakit vicdanımla bir hesaplaşma yapma gereğini duydum. Sağlığında biz bu adama karşı hürriyet ve demokrasi savaşı yapmıştık. Onu demokrasi ve hürriyet getirmediği için adeta suçlu sayıyorduk. Onun hareketlerini diktatörce buluyorduk. Çünkü o vakit ormanın içindeydik. Ağaçları görüyor, ama ormanı göremiyorduk. Gerçekleştirdiği devrimler büyük hoşnutsuzluklar yaratmıştı. Şapka ve yazı devrimleri, tekkelerin kaldırılması, birçok kötü geleneklerin yıkılması bazı kimseleri tedirgin etmişti. Emperyalistler de memlekette ardı ardına isyanlar çıkarıyorlardı. İstanbul’da bütün halifeci, padişahçı, gerici basın, Atatürk’e karşı yaylım ateşi açmıştı. Bütün bu koşullar içinde hürriyet ve demokrasi gelişebilir miydi? Atatürk de iç ve dış düşmanlara karşı tedbirli ve ihtiyatlı bulunmak ihtiyacındaydı. Böyle olmakla beraber Hitler ve Mussolini biçiminde bir diktatörlüğe gitmedi. Bütün koşullar onun doğulu bir diktatör olmasına elverişliydi. Fakat asker olmasına rağmen yumuşak, sevimli ve akıllı bir otorite kurdu. Bu otorite korkuya değil, sevgiye dayanıyordu. Ona bu kuvveti veren, halkın kendisine sevgiyle bağlı olmasıydı. Onun için, bizim istediğimiz kadar değilse de, yine de günün koşullarının elverdiği ölçüde hür bir rejim kurdu. Biz eleştirilerimizi özgürce yapabildik. Nazım Hikmet en devrimci şiirlerini onun döneminde yazdı.(Ne olduysa O’nun ölümünden sonra olmuştur. y.n) Onun için, Atatürk dün de büyüktü, bugün de büyüktür, yarın da büyük kalacaktır…” (1)”Dünya Demokrasi Endeksi”, Economist Intelligence Unit, 2010 (2)Maurice Duverger, Siyasi Partiler, Çeviri: Ergun Özbudun, Ankara, 1974, s.359-361. (3)a.g.e., s.129. Noyan Umruk Kaynak : http://www.ilk-kursun.com/haber/86698
Bu haber 753 kez okunmuştur.
|
![]() Üye Girişi
![]()
![]() Röportaj
![]() M. Yusuf Kandehlevî, Hayâ-tüs-Sahâbe isimli eserinin 4. cildinde çok ilginç bir hâdiseden bahsediyor. Hz. Ebûbekir'in, hilâfet yıllarında Bizans İmparator'unu İslam'a davet etmek için gönderdiği iki elçi, Bizans Sarayı'nda gördükleri Peygamber resimlerini Medine'ye döndüklerinde bütün tafsilâtıyla Halîfe Ebûbekir'e anlatırlar. İşte bu hâdisenin teferruâtı:
![]() Yazarlar
![]() ![]() ![]() Video
![]() Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.
Kaynak Yok |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||