Flash
 
21 Mayıs 2012, Pazartesi
Seri İlan
Kategori: Cenaze İlanları
Program Arşivi

Gösterim: 839

Gösterim: 946
Terme Hava Durumu

SAMSUN

Şans Oyunları

 

Döviz Kurları
Altın Fiyatları

 




 
 
  Ana Sayfa        Yaşam
O'nu Anlamak ve O'nunla Yaşamak
Atatürk dün de büyüktü, bugün de büyüktür, yarın da büyük kalacaktır…”Zaten, Türkiye üzerine oynayanların ve iştirakçilerinin bir türlü anlayıp ve çözemedikleri de budur… O toplumun yüreğinde, beyninde ve damarlarında yaşıyor…
10 Kasim 2011, Perşembe  10:37 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Atatürk dün de büyüktü, bugün de büyüktür, yarın da büyük kalacaktır…”Zaten, Türkiye üzerine oynayanların ve iştirakçilerinin bir türlü anlayıp ve çözemedikleri de budur… O toplumun yüreğinde, beyninde ve damarlarında yaşıyor…

Devrimin ilk yıllarını vicdansızca “faşizm”, “diktatörlük” olarak nitelendiren aymazlar “ileri demokrasilerinin” kepazeliklerinden hiç utanmıyorlar. Türkiye, demokrasi endeksi araştırmasında 165 ülke arasında 89ncu sırada. Tanzanya, Filistin, Uganda, Zambiya, Senegal, Pakistan, Haiti gibi ülkelerle aynı hizadayız. Sivil özgürlükler sıralamasında 133ncü sıradaki Türkiye, Kazakistan’ın gerisinde…(1) Aymazlar bu durumdan hiç rahatsız değiller ve konumlarını borçlu oldukları Gaziyi anlayabilmek için en küçük bir çabaları bile yok. O’nu anlayabilmek için en az duygular kadar bilime, bilgiye, bilimsel namusa ve nesnelliğe ihtiyaç var.
Bakın ünlü siyaset bilimci Duverger neler diyor:”…Mustafa Kemal’in siyasal rejimi, çoğulculuğun üstün bir değer olduğunu kabul ediyor ve çoğulcu bir devlet felsefesi içinde işlevini yerine getiriyordu… Kemalizm demokratik bir ideolojidir… Faşist rejimlerde her gün rastlanan otorite savunusunun yerini Kemalist Türkiye’de demokrasi savunusu almıştır.(2) Atatürk döneminde niçin demokrasinin tüm kurum ve kuralları yoktu? Olamazdı da, onun için… Her radikal sosyal dönüşüm, yeni bir yönetim anlayışını yerleştirebilmek için, otoriter bir dönemi gerektirir.(3) Fransız devriminden yarım yüzyıl sonra bile, Fransız işçisinin oy hakkı var mıydı? Amerikan devriminden bir buçuk yüzyıl sonra bile, ABD’de ırklar ve cinsler arasında tam bir hukuksal eşitlik sağlanmış mıydı? Atatürk bir ortaçağ toplumundan yola çıktı. Cumhuriyet’i kurduktan sonra 15 yıl yaşadı… Ve sınıf-cinsiyet-ırk-din ayrımı olmadan, tüm yurttaşlar arasında hukuksal eşitliği, o inanılmaz kısa süreye sığdırdı… Bilim her olguyu kendi koşulları içinde değerlendirir. Atatürk yönetimi, kendi koşulları(zaman, zemin, mekân) içinde, olabilecek en demokratik yönetimdi. Bu açıdan, Türkiye’nin bugünkü yönetiminden daha demokratikti. Ölümünün yıldönümünde… Sağdan ve soldan saldırıların üzerinde yoğunlaştığı bir diktatörü en içten saygılarımla anıyorum...”
Ne diyelim? Allah her ülkeye O’nun gibi bir “diktatör” nasip etsin…

Şimdi de, O’nun en ciddi, hatırı sayılır muhaliflerinden Zekeriya Sertel‘i dinleyelim. 1977 yılında yayınlanan Hatırladıklarım kitabından: “Atatürk’ün ölümü geniş halk yığınları arasında derin bir keder yaratmış, memleketin yüreği durmuştu. Halkın Atatürk’ü ne kadar çok sevdiği şimdi daha iyi belli oluyordu. Eşimle birlikte töreni daha iyi görebilmek için Yeni Cami minarelerinden birinin şerefesine çıkmıştık. Tabutun arkasından tekbir sesleri, ilahiler ve hıçkırıklar yükseliyordu. Bütün millet ağlıyordu. Bu hazin manzarayı seyrederken Atatürk’ün son 15 yıllık hayatı bir sinema filmi gibi gözlerimin önünden geçti. O vakit vicdanımla bir hesaplaşma yapma gereğini duydum.

Sağlığında biz bu adama karşı hürriyet ve demokrasi savaşı yapmıştık. Onu demokrasi ve hürriyet getirmediği için adeta suçlu sayıyorduk. Onun hareketlerini diktatörce buluyorduk. Çünkü o vakit ormanın içindeydik. Ağaçları görüyor, ama ormanı göremiyorduk.

Gerçekleştirdiği devrimler büyük hoşnutsuzluklar yaratmıştı. Şapka ve yazı devrimleri, tekkelerin kaldırılması, birçok kötü geleneklerin yıkılması bazı kimseleri tedirgin etmişti. Emperyalistler de memlekette ardı ardına isyanlar çıkarıyorlardı. İstanbul’da bütün halifeci, padişahçı, gerici basın, Atatürk’e karşı yaylım ateşi açmıştı.

Bütün bu koşullar içinde hürriyet ve demokrasi gelişebilir miydi?

Atatürk de iç ve dış düşmanlara karşı tedbirli ve ihtiyatlı bulunmak ihtiyacındaydı. Böyle olmakla beraber Hitler ve Mussolini biçiminde bir diktatörlüğe gitmedi. Bütün koşullar onun doğulu bir diktatör olmasına elverişliydi. Fakat asker olmasına rağmen yumuşak, sevimli ve akıllı bir otorite kurdu. Bu otorite korkuya değil, sevgiye dayanıyordu.

Ona bu kuvveti veren, halkın kendisine sevgiyle bağlı olmasıydı.

Onun için, bizim istediğimiz kadar değilse de, yine de günün koşullarının elverdiği ölçüde hür bir rejim kurdu. Biz eleştirilerimizi özgürce yapabildik. Nazım Hikmet en devrimci şiirlerini onun döneminde yazdı.(Ne olduysa O’nun ölümünden sonra olmuştur. y.n)

Onun için, Atatürk dün de büyüktü, bugün de büyüktür, yarın da büyük kalacaktır…”
Zaten, Türkiye üzerine oynayanların ve iştirakçilerinin bir türlü anlayıp ve çözemedikleri de budur… O toplumun yüreğinde, beyninde ve damarlarında yaşıyor…

(1)”Dünya Demokrasi Endeksi”, Economist Intelligence Unit, 2010

(2)Maurice Duverger, Siyasi Partiler, Çeviri: Ergun Özbudun, Ankara, 1974, s.359-361.

(3)a.g.e., s.129.

Noyan Umruk
İLK KURŞUN



Kaynak : http://www.ilk-kursun.com/haber/86698
Bu haber 753 kez okunmuştur.
Türkiye'de tüm denizlerde 15 Nisan'dan itibaren trol ve gırgır ağlarıyla avcılık yapan balıkçılar için genel av yasağının başlayacağı bildirilen açıklamada, bu tarihten itibaren isteyen balıkçıların, uluslararası sularda Su Ürünleri Tebliği ile getirilen kurallara uymak kaydıyla avcılık yapabilecekleri ifade edildi.
27 Ocak 1924'te Güney Kıbrıs'taki Baf'ta dünyaya gelen KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yine bir Ocak günü aramızdan ayrıldı...
 
Yeni Sayfa 1
         
 

 

 
         
     
         
     
 

 

 

GAZİ, ŞEHİT ve MALÜL HABERLERİ

 

 
Haber  Blog Video Foto İlanlar

Üye Girişi

Röportaj
M. Yusuf Kandehlevî, Hayâ-tüs-Sahâbe isimli eserinin 4. cildinde çok ilginç bir hâdiseden bahsediyor. Hz. Ebûbekir'in, hilâfet yıllarında Bizans İmparator'unu İslam'a davet etmek için gönderdiği iki elçi, Bizans Sarayı'nda gördükleri Peygamber resimlerini Medine'ye döndüklerinde bütün tafsilâtıyla Halîfe Ebûbekir'e anlatırlar. İşte bu hâdisenin teferruâtı:
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Yeni Sayfa 1

TermeHaber Sitesi

TermeHaber.Com Karikatür Servisi
Reklam   l  İletişim   l   Künye   l   Gizlilik İlkeleri  l   Günün Haberleri   l   NOSTALJİ   l   Forum   l   Başkana Mesaj  l   RSS