Nuray MESTCİ
Karadeniz’i
bilen bilir hem hırçın dalgaları, hem de kadınları pek güçlüdür.
Herhangi bir köye uğradığınızda sırtında onlarca kilolarla kadınlar
canhıraş bir çaba içerisindedirler. Ailedeki manevi güçleri ise
tartışılmaz. Karadeniz kadınlarının tarihlerindeki zenginlik onların bu
güçlerini açıklamaya yeter de artar bile. Uzun yıllar mitolojik bir
öykü unsuru olarak kabul edilen Amazonların artık var oldukları
bilimsel olarak da kabul ediliyor.
Öncelikle
Karadeniz’in bu muhteşem kadınlarından biraz söz etmek gerek. Amazonlar
savaş tanrısı Ares ile Zeus’un kızlarından biri olan Harmonia’nın
çocukları olarak kabul edilirler. Eh babaları Ares olunca kızlarının da
evde oturup dantel yapmaları beklenemez, doğa kanunu olarak ortaya
savaşçı kadınlar çıkar. Attıkları her ok yerini bulur, iki ağızlı
labrys denilen balta ile vurduklarında karşılarındakilerin yaşama şansı
pek kalmaz. Yayı göğüslerine daha iyi dayayabilmek için tek göğüslerini
keserler, adlarının kökeni de böylece ortaya çıkar.
Amazon,
yani memesiz. Erkekleri ise köle olarak ya da seks alışverişlerinde
kullanırlar. Doğan çocuk kız olursa yaşadı demektir ancak erkek olursa
hayatını bir sakat olarak devam ettirmek zorunda kalır.
Sakatlanmaya dahi değer bulunmayan erkek çocukların ise yaşam çizgileri çabucak son bulur.
Nerede yaşıyorlardı?
Amazonlar
Themiskyra kentini kurmuş ve orada yaşamışlardı. Kentin bugünkü
Çarşamba ve Ünye arasında Thermedon (Terme) Çayı kenarında bulunduğu
biliniyor fakat bir türlü kanıtlanamıyordu.
Ancak geçen ağustos ayında Çarşamba’yı o ünlü sel alınca ortaya çok önemli buluntular çıktı.
MÖ 1200 tarihinde Amazonların yaşadığı kayıp kentin kalıntıları Simenit Gölü’nden çıktı.
Sel,
Gölyazı’da 450 bin dönüm tarlayı sular altında bırakınca, kanallar
açmaya çalışan belediyenin iş makinelerinin kepçelerine, üzerinde ok
atan kadın figürlerinin bulunduğu tepsiler, çanaklar ve küpler takıldı.
Böylece, dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı’nı yapan
ve kadın egemenliği ile Batı kültüründe önemli bir yer tutan kayıp
Amazon kentinin yeri belirlenmiş oldu. Amazonlardan günümüze kalan
başka bir iz ise Sinop kentinin Amazonların ünlü kraliçesi Sinope
tarafından kurulmuş olması.
Bu
kez tarih tersine işledi, yapılan bir barajın sularının altında
Anadolu’nun geçmişinin bir parçası gömülüp gitmedi, sel felaketi
karanlık bir noktayı ortaya çıkardı.
Ancak
bu noktanın şekillenip, bölge tarihinin tamamıyla ortaya
çıkarılabilmesi için arkeologların ayrıntılı kazı çalışmaları yapması
gerekiyor. Ama her nedense iş Karadeniz bölgesine geldiğinde bir türlü
ödenek bulunup da bu çalışmalara başlanamıyor.
Eğer
bölge halkı Themiskyra’nın yakınına bir baraj yapılması için tüm
gücüyle dua ederse zor da olsa bu alın yazısı değişebilir. Sonrası
zaten malum...