Canan Karatay: Karadeniz´deki kanserin nedenini açıkladı
Advert
Advert
Advert

Canan Karatay: Karadeniz´deki kanserin nedenini açıkladı

Artvin’de öğrencilerin katılımı ile düzenlenen söyleşi programına katılan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Karadeniz Bölgesi’ndeki kanser vakaları ile ilgili olarak, “Karadeniz’deki kanser vakalarını ben Çernobil’e bağlıyorum

Canan Karatay: Karadeniz´deki kanserin nedenini açıkladı
Bu içerik 1735 kez okundu.
Advert

Artvin Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından Ahmet Hamdı Tanpınar Kültür Merkezi’nde düzenlenen 'Kendine iyi bak' söyleşi programında konuşan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Artvin’in cennetten bir köşe olduğunu belirterek HES’lerin yeşil doğaya zarar verdiğini söyledi. Öğrencilere cağ kebabı yemeleri tavsiyesinde bulunan Karatay, “Bütün komşu şehirler aynı kültürün içindedirler, onun için devamlı yarışırlar. İnşallah Artvin patentini alır. Cağ kebap çok önemli. Kahvaltıda sucuk yiyoruz, kavurma yiyoruz. Tabii ki bulursanız cağ döner de yiyebilirsiniz. Döneri bol bol yiyin ama yanında ekmek, pilav ve makarna yemeyin” dedi.

Karadeniz’deki kanser vakalarına değinen Karatay, şunları dedi:
“1987 yılında Çernobil bütün Avrupa’yı ve Türkiye’yi etkiledi. Karadeniz’deki kanser vakalarını ben Çernobil’e bağlıyorum. O dönem bizim devlet büyüklerimiz ‘Böyle bir şey yok’ dedi ama radyasyon bulutu üstümüzden geçti. İsrail önlem aldı, Fransa önlem aldı. Trakya’da bizim inekler öldü ama hiçbir şey yokmuş gibi davranıldı. Beslenmenin burada büyük bir payı yok, Karadeniz bölgesinde çok sağlıklı yiyecekler var. Hamsi, çay gibi yiyecekler çok sağlıklı. Bence çok sağlıklı olmanız için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Bol bol cağ kebabı, köy yumurtası, yayla yağı ve peyniri yemeniz gerekiyor. Bu temiz havayı hiçbir yerde bulamıyoruz. Geldim şaşırdım temiz havadan sarhoş oldum.”

ÇERNOBİL VAKASI

Hiroşima ve Nagazaki'den 200 kat büyük
Ukrayna'nın kuzeyinde Kiev yakınlarında Çernobil Nükleer Santrali 26 Nisan 1986'da patladı. Bakıma alınan santralin dördüncü reaktöründe meydana gelen patlamada, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarını tam 200 kat aşan bir etkiyi yarattı. İlk anda patlamanın etkisiyle santralde görevli 31 kişi öldü ancak daha sonra Türkiye'nin de dahil olduğu yakın coğrafya on yıllar boyu sürecek ölümcül bir felaketin pençesine düştü.

3 dakika... Sonra ölüm!
Santraldeki patlamaya müdahale eden ekiplerin önemli bir kısmı, birkaç dakika içinde maruz kaldıkları radyasyon nedeniyle hayatını kaybetti. Santralin temizlenmesi çalışmalarına katılanların da önemli bir kısmı öldü. Çalışmalara katılması için gönderilen ordu birliklerindeki askerler, reaktör enkazında 3 dakikalık sürelerle çalıştılar ve temizlik 15 gün sonra tamamlandı. Ancak askerler maruz kaldıkları radyasyon nedeniyle sonraki aylarda hayatını kaybetti.

Sovyetler önce gizlemek istedi ama...
O dönemde Sovyetler Birliği'nin parçası olan Ukrayna'daki bu felaket ilk günlerinde gizlenmeye çalışıldı. Ancak bu boyutta bir nükleer felaketi gizlemek mümkün değildi. Kazada oluşan nükleer bulutlar 2 gün sonra İskandinavya'ya ulaşmıştı. Avrupa'daki radyasyon düzeyinin ciddi boyutta artmasıyla gözlerin çevrildiği SSCB, felaketi dünyaya duyurdu ve yardım istedi. Çernobil faciası, dünyanın gündemine oturdu.

30 kilometre çapında alan boşaltıldı
Radyasyondan en çok etkilenen santralin çevresindeki 30 kilometre çapındaki alan boşaltılarak bu bölgede yaşayan 135 bin kişi tahliye edildi. Reaktör binası 410 bin metreküp çimento ve 7 bin ton çelikle gömüldü. Besin maddeleri başka bölgelerden getirildi ve radyasyon bulaşan gıdaların tüketimi yasaklandı. Tanı merkezleri kuruldu. 5 milyon 300 bin kişiye, radyoaktif iyodun tiroid bezi tarafından alımını engellemek için potasyum iyodür tabletleri dağıtıldı. Ukrayna'da 18 bin kilometrekarelik tarım toprakları radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Ülkedeki ormanların yüzde 40'ı kirlendi.

Kanser vakaları patladı
Kazadan 25 yıl sonra 2011'de yapılan bir araştırmada bile incelenen sütlerin yüzde 93'ünde kabul edilebilir düzeyin çok üzerinde uzun ömürlü izotop sezyum-137 belirlendi. Ukrayna, Rusya ve Belarus'ta 2004'e kadar 18 yaş altı 4 bin çocukta tiroit kanseri vakası görüldü. Resmi raporlara göre 9 bin, bağımsız bilim insanlarına göre ise 30 bin ile 60 bin arasında insan Çernobil'in neden olduğu ölümcül kanser türlerine yakalandı.

48 bin yılda temizlenecek
Bilim insanları, yaklaşık 190 ton uranyum ve 1 ton plütonyumun hâlâ santralin altında bulunduğuna işaret ediyor ve bölgenin radyasyondan tamamen temizlenmesi için öngördükleri süreye ise, insanlığın ömrünün yetip yetmeyeceği bir soru işareti. Çernobil'in yakınındaki Pripyat şehrinde günümüzde ölçülen radyasyon düzeyi bile normalin 20-40 kat üzerinde. Ve tüm radyoaktif kalıntıların temizlenmesi için 48 bin yıla ihtiyaç var.

Türk bakan: 'Radyoaktif çay daha lezzetli'
Çernobil'in etkisine maruz kalan ülkelerden biri de Türkiye'ydi. Ancak o dönemde Türkiye'de yetkililer bu felaketi o kadar hafife aldı ki, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, Karadeniz'de yetişen çayların radyasyondan etkilenmediğini ispat etmek için kameraların karşısında çay içti. Bedeli sonraki yıllarda çok ağır olacak bu felakete ilişkin dönemin bakanı, "Karadeniz'e bir damla mürekkep düştü diye Karadeniz kirlenir mi?' Radyoaktif çay daha lezzetlidir. Rusya'dan iyi bir şey gelmez. Ya komünizm, ya radyasyon" diye dalga geçiyordu. Oysa binlerce kilometre uzaklıktaki İngiltere bile radyasyonun yıkıcı etkilerinden korunmak için önlemler almaya çalışıyordu.

Türkiye görmezden geldi
Üstelik facidan birkaç gün sonra SSCB Büyükelçisi Türk yetkilileri uyararak, Karadeniz'de ölçüm yapmalarını söylemişti. O sırada dönemin Türkiye Atom Enerjisi Başkanı (TAEK) "Türkiye'ye ulaşsa bile etkilemez" açıklaması yapıyordu. Fakat radyoaktif bulutlar kazadan birkaç gün sonra 3 Mayıs'ta Trakya'ya ve ardından Doğu Karadeniz'e ulaşmış, radyasyon oranı 7 kat artmıştı. 4 Mayıs'ta Kapıkule-Edirne yolunda İstanbul'da havadaki radyasyonun tam bin katı fazla bir değer ölçüldü ve bunun nedeni Çernobil'di. Böylece Türkiye için Çernobil felaketi başlamış oldu.

'Batı tezgahı' dediler
Avrupa ülkeleri radyasyonlu olduğu gerekçesiyle Türkiye'den fındık alımını durdurdu. Hollanda Sağlık Bakanlığı, Türk çayında yüksek oranda radyasyon olduğunu açıkladı. Federal Almanya, Türkiye'den alınan 13 ton çayı iade etti. Türk yetkililerin olan biten karşısındaki tavrı ise, bu açıklamaları, "Batı tezgahı" diye nitelemek oldu. Dönemin Çaykur Genel Müdürü bu açıklamayı yapmakla yetinmemiş, "çay kaynatıldığında radyasyonun 5-6 kat düştüğünü" bile iddia etmişti. Zaten Bakan Aral da çay içme şovunu bu açıklamalardan birkaç gün sonra yapmıştı. Türkiye'de sonraki yıllarda da ciddiye alınmayan felaketin etkileriyle ilgili TBMM, 1993'te soruşturma komisyonu kurulması önerisini reddetti.

Radyasyon ölçümleri gizlendi
Türkiye'de Çernobil felaketi sırasında radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerler açıklanmadı, halktan gizlendi. Yetkililerin gerekçesi ise panik yaratmamaktı.

'Kansere ilişkin veriler kaydedilmedi'

Türk Tabipleri Birliği'nin "Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser" başlıklı raporuna göre, "Dünyada yaşanan en büyük nükleer kaza olan Çernobil Nükleer Santral kazası sonrası Türkiye'ye de radyoaktif bulaş olmuştur. Ancak bu bulaşın insan sağlığına olan zararı konusunda yeterli veri bulunmamaktadır". Çünkü kanser hastalığına ilişkin veriler düzenli bir şekilde kayıt altına alınmamış ve yetkililer bu yöndeki sorular karşısında da suskunluğu tercih etmiştir. Türk Tabipleri Birliği'nin raporunda şu ifadelere yer veriliyor: "Çernobil nükleer kazasından hemen sonra bugüne dek gelecek geçerli ve güvenilir bir kayıt/bildirim sisteminin kurulmaması nedeniyle, kazanın bölgede kanser olguları ve ölümleri üzerine etkisini kanıta dayalı olarak değerlendirmek mümkün görünmediği için; bu konuda toplum ayrıntılı olarak bilgilendirilmelidir."

YÖK'ten 'etkilerini bildirmeyin' emri
Hatta Çernobil kazasından 7 yıl sonra bile Çernobil felaketinin sağlığa etkileri yok sayılmaya çalışıldı. YÖK, Türkiye'deki birkaç tıp fakültesine mektup yazarak Çernobil'in sağlık etkilerini bildirmelerini istedi.

Marmara'da 2, Karadeniz'de 3 kat arttı
Ancak uzmanlar bu sınırlı verilerle de bütün bu yaşananların sonucunun, Türkiye'de kanser hastalığının oranında çok ciddi bir şekilde artış olduğu inancında. Uzmanlar, Çernobil'in risklerinin hala devam ettiği uyarısında bulunuyor. Kanser vakaları, Marmara Bölgesi'nde 1986-1987 arası yaklaşık iki kat, Karadeniz'de ise 1995'ten sonra yaklaşık üç kat arttı.

Kazım Koyuncu'nun isyanı
Çernobil'den sonraki yıllarda Karadeniz bölgesindeki kanser vakalarının artışı felaketle bağlantılı olarak sık sık gündeme geldi. Kansere yenik düşen Karadenizlilerden biri de 2005'te 33 yaşında ölen şarkıcı Kazım Koyuncu'ydu. Koyuncu, Türkiye'de yetkililerin Çernobil felaketi karşısındaki tutumuyla ilgili şunları söylemişti: "O çayı içen biri geri zekâlıdır... Ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü, hayatı uzatabilirim, kısaltabilirim, her şeyi yapabilirim. Peki benim köyümdekiler, anasının kuzusu çocuklar, 16 yaşındaki kız o neyi düşünsün, hangi felsefeyi düşünsün? Onun annesi hangi felsefeyle acısını yumuşatsın? Sen kimsin, o acıları onlara tattırabiliyorsun? Bu ülkenin politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. Kendi onuruna sahip çıkmış, kendi kişiliğine sahip çıkmış haline ihtiyacı var."

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Termeliler dikkat: 1 Aralık'ta zorunlu oluyor
Termeliler dikkat: 1 Aralık'ta zorunlu oluyor
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Eski Bakan Oldu
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Eski Bakan Oldu