Kılıçdaroğlu ve Değişen CHP

Sınıf ayrılıkları artık günümüzde kalmasa da hala kendini halkın üstünde ayrıcalıklı olarak gören bir "seçkinler gurubu" olduğunu söyleyebilir ve bu gurubun içerisine de aydınlarımızı,sanatçılarımızı,yazarlarımızı,bürokratlarımızı,iş adamlarımızı yazabiliriz.Bu seçkinler gurubunun kendinden olmayanlara yani halka bakış açısı Batı medeniyetinin Doğu´ya olan bakış açısından pek de farklı değildir.Halk onlar için cahil, gelişmemiş,kendini kararını alma yetisine sahip olmayan  ve herşeyden önemlisi ise yönetilmeye mahkum insanlar topluluğudur.

Ülkemizde milletimizin bir kuşatma altında olduğunu,kolay yönlendirilebilmek için cahil bırakılmaya çalışıldığını ve kimi zamanlar ( seçimler ) yanlış kararlar verebildiğini söyleyebiliriz ancak yine de bu durum "seçkinler gurubunun" kendini üstün görme anlayışının haklı olduğunu göstermez..Zaten gerçek "seçkinimizin" görevi Ziya Gökalp´in söylediği gibi medeniyeti halka götürmek ve halktan da kendi kültürünü öğrenmek değil midir ?

Böyle bir araştırma daha önceden yapılmış mıdır bilmiyorum ama "seçkinler" diye tanımladığımız bu gurup içerisinde bir seçim yapılsa şahsi kanaatim en fazla oyu CHP´nin alacağı yönündedir.Yani seçkinlerin büyük kısmının tercih ettiği parti CHP´dir.Bundan daha önemlisi ise CHP´nin sadece seçkinlerin oy verdiği parti olmakla kalmadığı yönetici kadrolarının da "seçkinlerden" oluştuğudur.

Halkın içinde yaşamayan siyasetçilerin ürettiği "halktan uzak" politikaların doğal sonucu olarak CHP halktan uzaklaşmış ve bir seçkinler partisi hüviyetine bürünmüştür.Liderlerin egemenliği altında olan siyasetimizde bu anlayışın oluşmasında Deniz Baykal´ında rolünün olduğunu unutmamak lazım.

Halk hiç bir zaman kendinden hissetmediği "seçkinler" tarafından yönetilmek istemez.Aksine "seçkinler" ise hep yöneten konumda olma düşüncesindedirler.Halkı yönetemeyeceklerini anladıklarında ise kendi aralarından birisini yükselterek liderliğe getirirler.

Kaset skandalından sonra istifa eden Deniz Baykal´ın yerine göreve gelen Kılıçdaroğlu´nun durumu da aynen böyledir.CHP kadroları değişmemesine rağmen lider değişmiş ve basının estirdiği rüzgarla da CHP bir gecede "halkçı" bir parti olmuştur.Milletimiz ise bu rüzgarın da etkisi ile CHP´ye olan desteğini artırmışır.Sadece bu örnek bile halkın kendisinden biri olarak hissettiği liderleri benimsediğini göstermiyor mu ?

CHP´deki bu lider değişikliğini ve basının bir anda estirdiği bu rüzgarı sadece seçim stratejisi olarak değerlendirmek tabii ki doğru olmaz..Bu değişiklikle birlikte CHP´nin son zamanlardaki  "milliyetçi !" politikalarının  ve söylemlerinin de değiştiğinin altını çiziyorum.Kılıçdaroğlu´nun Türkiyelilik çıkışı bu konuda verebileceğimiz en güzel örneklerden birisi.

CHP´nin bu kaset skandalı ve sonrasında yaşanan lider değişikliğiye bir çıkış yakaladığı görülüyor.Kılıçdaroğlu´nun arkasına aldığı rüzgarın "menşeini ! ise zaman bize gösterecektir.Suni rüzgarlarla ya da birileri tarafından koltuğa oturtulan liderlerin  yeterli vasıflara sahip olmaması durumunda  o görevlerde uzun süre kalamadıklarını dünya tarihine bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz.CHP´nin yakaladığı bu çıkışını sürdürebilmesi Kılıçdaroğlu´nun bundan sonra partisini nasıl yöneteceğine bağlıdır.Kılıçdaroğlu´nun her gün bir önceki günle çelişen demeçleri devam ederse şu an esen rüzgarda partisini hedefe taşımasına yetmeyecektir.

Sonuç olarak kim olduğunu bilmediğimiz birileri ! CHP´nin bir çıkış yakalaması gerektiğini ve bunun Deniz Baykal´la mümkün olmadığını ayrıca CHP´nin "Demokratik Açılım" ve "Anayasa Değişikliği Paketi"ndeki tutumunun da değişmesi gerektiğini düşünmüş ve harekete geçmiştir.

Kaset skandalı sonrası yaşananlar, seçim süreci ve sonrası , herkesin bu operasyondan hoşnut olduğunu gösteriyor ve siyasette vefaya yer olmadığını da kanıtlıyor.

 Kısacası ,sanki ufukta AKP ve CHP koalisyonu gözüküyor.Sizce de öyle değil mi ?

www.termehaber.com sitesinden 23 Mayıs 2012 Çarşamba tarihinde yazdırılmıştır.