Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı bir kitap yazmış. Emniyetin içersinde cemaatin etkinliğini anlatmış.
Açıkça ifade edeyim; ne kitabı okudum, ne de Hanefi Avcı’yı iyi tanırım.
Fakat etrafımızda dönen olayları hatırlayınca kitap ilgimi çekti doğrusu... Kitap hakkındaki düşünceleri incelerken Fethullah Gülen’in avukatından bir açıklama geldi;
"Gülen, şahıslarla, kurum ve kuruluşlarla, politik hesaplarla değil; fikirler âlemiyle alakadardır. Düşüncelerinin ve faaliyetlerinin eksenine insanı ve evrensel değerler çerçevesinde insanlığa hizmeti koymuş olup, yasalara aykırı hiçbir faaliyeti de bulunmamaktadır."
Güldüm doğrusu bu açıklama üzerine. Şunu da belirtmek isterim ki, bu zamana kadar cemaatle alakalı ve Fethullah Gülen ile ilgili hiç bir yazı yazmadım. Fakat yaşanan bu olay bardağı taşıran son damla oldu.
Fethullah Gülen ile ilgili bu zamana kadar insanların bir bölümü hakarete varacak beyanlar da bulundular ve bu isme her şeyi yakıştırdılar. Ben ise ülke içindeki bazı yapılanmalarını eleştirmek dışında çok derine girmedim, çünkü çok iyi bilmiyordum bazı meseleleri... Fakat Hanefi Avcı’nın kitabında savunduğu şeylere gelince ise, kusura bakmasın kimse Fethullah Gülen ve avukatları “yalan” konuşuyor.
Fethullah Gülen cemaatinin bazı kurumlarda etkin olmadığını söylemek için bu ülkede yaşamamak yahut ahmak olmak gerek. Gerçi zaten Hoca bu ülkede yaşamıyor ama ne diyelim!
Ben böyle söyleyince birileri diyor ki “tabiki siyasetle alakamız yok, emniyetle alakamız yok diyecek; var mı diyecek sanki!” Haklılar... Ama yeni Türkiye yaratıyoruz diye yalan yanlış söylemlerle bu ülkenin kadrolarının alttan alta ele geçirilmesine müsade edemeyiz.
Türkiye’nin sorunlarının çözümü bugünün 40 yıllık kodamanlarının gidip Fethullah Gülen cematinin kadrolarının gelmesi değildir.Bu kadrolara tarlada eli nasır tutmuş Mehmet Amca ile Ayşe Teyzenin evlatları doldurmalı yani hak edenin olmalıdır. Bu çocuk cemaat üyesi değil diye ön plana çıkamıyorsa veya cemaat üyeleri 2 sene öncekinde Bursa’da ortaya çıktığı gibi falanca sınavın sorularını buluyorsa büyük bir sıkıntı var demektir. Ama kimse kusura bakmasın biz bu ülkede tüyü bitmemiş yetimin hakkını yediremeyiz; bunları da izah etmek, yazmak zorundayız.
Biz cemaat mensubu dostlarla bu konuları tartıştığımızda diyorlar ki “Moğoltay’ın kadroları mı doldursun her yeri, bu daha iyi mi?” Bu insanlar da haklı, tamamen temiz, salih niyetli...
Fakat bu ülke yaşanılabilir bir ülke olabilmesi için hak edenin bir yerlere gelmesi lazım.
Allah korkusu olan insanlar da bunun önünü açmalıdır.
Aslında ben de yazmayacaktım bu yazıyı ama yetti artık dedim! Bakın, ben sadece küçük bir analizi ortaya koydum. Biz siyasete karışmıyoruz deyip, her türlü siyaseti açıklamayı yaparak mezardan ölüleri uyandırmayı ve İHH olayını hiç mevzu bahis konusu haline getirmiyorum. Zaman gazetesinin referandumda 2 evet daha çıksın diye yaptığı yalan haberleri hiç konuşmuyorum! Fakat kendinden olmayanı kucaklayamayanlar, hak edene hak ettiğini vermeyip ona mani olanlar bu ülkenin sorunlarını çözemezler!
Kalın sağlıcakla...
Fatih EREN